1/12/2006 - '' 44 soruda havuz nedir? '' |
Aderans Havuzculuk Genel Müdürü Bülent Otur, 44 soru ve cevaptan oluşan çalışmasıyla havuzla ilgili akla gelebilecek tüm sorulara cevap veriyor.
1. Havuz nedir? İçinde su olan ve insanların yüzdüğü, dinlendiği, eğlendiği betonarme veya çelik bir yapıdır.
2. Havuz suyu nerelerden temin edilir? Havuz suyu; belediye şebeke sularından (arıtılmış ve klorlanmış olarak), kuyulardan, gölleraşlar. Bu sebeple yapısı bozulan suyu ilk halinde tutabilmek ve bakterileri engellemek için kimyasal ürünlere ihtiyaç vardır.
4. Havuz suyuna sadece kimyasallar vermek yeterli midir? Hayır, çünkü kimyasallar sadece pH ayarlamaya, bakteri öldürmeye, kirleri çökertmeye, suyu parlatmaya, yosunları engellemeye çalışır. Oysaki sudaki toz, pislik ve deri artıklarının havuzdan uzaklaştırılması ve her gün bir miktar taze su alarak suyun bayatlamaması sağlamak gerekir.
5. havuz suyu nasıl arıtılır? Havuz suyu havuz tabanına konan bir emiş borusu ve buna bağlı bir emiş pompası yardımı ile dipten emilir ve bu su bir kuvars kumu filtresinden geçirilerek içindeki kirler yakalanır ve tekrar havuza tabandan yollanır. Bu sistemin adı "devir daim" sistemidir.
6. Dolu olan bir havuzun taşması nasıl sağlanır? Ağzına kadar dolu olan bir havuza bir başka su deposunun içindeki su (rezerv = denge deposu) pompa yoluyla basılırsa zaten dolu olan havuz taşacaktır. İşte bu taşan su da tekrar denge deposuna geri dökülür ve bu sayede su kaybı olmaz. Bu sistem de devir daimin bir parçasıdır.
7. Yani dolu havuzun içindeki ve dibindeki kirleri arıtmak için havuz dibinden emmek (dip emiş), üstündeki kirleri taşırmak için denge deposu gerekir öyle mi? Evet.
8. Arıtma filtresi nasıl çalışır? Arıtma filtresinin en çok kullanılanı ve en doğrusu kuvars kumu filtresidir. Bu filtre pompanın havuzdan emdiği suyu içinden geçirirken sudaki tüm toz, toprak ve diğer parçaları yakalar. Dolayısıyla havuza berrak su gönderir.
9. Peki bu filtre tıkanır mı? Evet tıkanır. Kalabalık havuzlarda her gün tıkanır.
10. Filtre tıkanınca ne yapmak gerekir? Filtreyi ters yıkama ve durulamaya almak ve tuttuğu pislikleri kusturarak kanalizasyona göndermek gerekir.
11. Filtreyi ters yıkama ve durulamaya almazsak ne olur? Aderans Havuzculuk Genel Müdürü Bülent Otur, 44 soru ve cevaptan oluşan çalışmasıyla havuzla ilgili akla gelebilecek tüm sorulara cevap veriyor. Filtre pislikten tıkanır ve artık yeni gelecek kirleri tutmadan havuza geri gönderir. Havuz kirlenmeye ve bulanmaya başlar.
12. Filtreye ne kadar süre ters yıkama ve durulama yaptırmak gerekir? Her gün 7 dakika ters yıkama ve 3 dakika durulama yapılan filtre temizlenmiş olur.
13. Peki suyun arıtımını anladık. Klor ve pH düşürücü asidi ne diye kullanıyoruz? Havuz suyu çevre ve insanla sürekli kirletilir ve fiziksel olarak arıtma filtresi ile temizlenir, ama kimyasal ve biyolojik dengesi bozulan su suyu sadece kimyasallarla düzene koyabiliriz. Kloru bakteri ve virüs üreyipte insanı hasta etmesin diye havuz suyuna ilave ederiz. PH düşürücü asidi ise, havuz suyuna giren insan sürekli göze görünmeyen ter attığı ve suyun pH'ini hep yükselttiği için havuza veririz.
14. PH düşürücü asit kullanmazsak ne olur? 0 zaman pH 8,5 civarlarına çıkacak ve gözün kendi pH'ı 7,5 olduğu için sürekli gözler kızaracaktır, ayrıca yüksek pH derecesinde klor da tam gücünü ortaya koyamacak ve klor sarfı çok olacaktır.
15. Havuz suyunda klorun ve pH'in değerleri nedir? 1 ton içme suyunda en az 0,3 gr aktif klor olacağına göre havuz standartlarında bu değer en az 2 katı olmalıdır. Yani 1 ton havuz suyunda 0,6 gr aktif klor olmalıdır. Aktifin anlamı virüslerle savaşan klordur. Ama biz hiç riske girmemek için 1 ton suda 1 gr aktif klor olmasını hep tercih etmeliyiz ki aniden kalabalık bastırdığından klor sıfıra inemesin. PH ise suyun asidik veya bazik karakterli olup olmadığını bize gösterir. 7 rakamı nötr'dür. Yani ne asidik ne de bazik ama havuz suyunu 7,27,8 arasında tutmaya çalışırız, çünkü yukarıda anlattığım gibi insan gözünün pH derecesi 7,5'tir. Gözün yanmayacağı sınırlar 7,27,6 değerleridir. Ayrıca bu pH değerleri klorun mikropla savaşma gücünü arttırır.
16. Bir ton havuz suyunda klor değeri 0,6 gram iken mikrop kapma ihtimalimiz var mıdır? Hayır, kesinlikle yoktur.
17. Havuz suyunun pH'ı 7,2- 7,6 arasında iken gözümüz yanar mı? İnsanların cilt ve göz hassasiyetine göre değişse de genel olarak hayır.
18. Havuzculuk ile ilgili bir standart var mıdır? Evet, vardır. Türk Standartları Enstitüsü 11899 no'lu bir standart yayınlamış ve buna uyma zorunluluğu koymuştur.
19. Sizin yukarıda anlattıklarınız hepsi bu standartta var mıdır? Evet, hepsi orada mevcuttur.
20. Havuz suyunu hangi sürelerde bir değiştirmek gerekir? Aslında havuz yılda bir kez genel olarak temizlik için boşaltılır. Bunun dışında her gün havuza toplam hacmin yüzde 510' u kadar taze su alındığı için su hiç bozulmadan muhafaza edilir ve doldur boşalt yapmaya gerek kalmaz. Ancak tabii bunun için iyi bir arıtma ve devir daim sistemi olmalı ve kimyasallar dozajlama (serum) makinaları ile verilmelidir. Standartlara uygun havuz yıllık genel bakım dışında bir tek yazın suyun sıcak olduğu şikâyeti olursa yönetimce karar verilerek boşaltılır.
21. Kimyasalları, dozaj (serum) makinası ile vermezsek ne olur? Çok kötü olur. Çünkü bu makinalar olmayınca havuza bunları üstten vermek (akşamları şoklama yapmak) gerekir. Ama bu verilen kimyasalların gücü gün boyunca azalacak ve genelde öğleden sonra insanların kalabalık olduğu vakitlerde klor suda hiç kalmayacak, bakteri üreyecek ve pH'da çok çok yükselip göz yakmaya başlayacaktır.
22. Peki sudaki klor ve pH'ı nasıl ölçeriz? Küçük tabletli veya sıvılı tip test aleti ile renklenme derecesine göre ölçeriz. Bunu havuzdaki görevli günde 3 kez yapıp kimyasal dozaj pompalarını ona göre çalıştırırsa mükemmel bir havuz olur. Ölçüm yapılmayan ve akşamdan akşama kimyasal dökülen havuz ise bomba gibidir. İşte en tehlikelisi de budur.
23. Peki klorlar kaç tiptir? 3 tiptir. Katı (toz veya granül) klor, sıvı klor, gaz klor.
24. Hangisi en iyisidir? Hangisini kullanalım? Gaz klor, ancak o da tehlikeli ve yatırımı pahalıdır. Bu sebeple toz klor ve sıvı kloru kullanmak doğru, sağlıklı ve ekonomiktir.
25. Katkılı ve katkısız toz klor ne demektir? Katkılı klorun içinde klor güneş ışığından çabuk ve boşa uçuk gitmesin diye bir katkı vardır. Katkısızın içinde bu yoktur. Katkılı klor güneşe 56 saat dayanırsa, katkısız klor 23 saat dayanır.
26. Ama sonuçta katkılı klor da katkısız klor da uçar değil mi? Evet, birisi çabuk birisi geç uçar ama 2 tip klorda uçacaktır.
27. Peki katkılı klor uçtuğuna göre içindeki katkı ne olur? İşte o uçmaz. Suda birikir, tehlikesi de budur.
28. Peki ne yapmalıyız? Hem katkı hem de katkısız kloru dönüşümlü kullanmalıyız.
29. Katkı neden tehlikelidir? Çünkü katkı maddesi klor gibi uçamadığı için 10 gün sonra suda öyle bir birikir ki insan sağlığı limiti olan 1 ton havuz suyunda 80 gr'ı geçer. Bu da göz yanması, kulak şikâyetleri, cilt tahrişleri yapar.
30. O zaman 10 günün sonunda katkısız klorla havuz işletmek lazım değil mi? Evet.
31. Peki 10 günden sonra hep katkısız klor mu kullanacağız? Hayır. 10 günden sonra 45 gün katkısız klor kullanacağız ve her gün zaten ters yıkama ve durulama yapıp havuza yüzde 510 taze su alacağımız için bu katkı miktarı istenilen seviyelere geri düşecektir. İşte bu da test kit ile takip edilmeli ve buna göre tekrar katkı klora dönülmelidir.
32. Bu katkının kimyasal bir adı var mıdır? Evet. Adı CYN. ACID'tır.
33. Test kitinin adı nedir? CYN. ACID test kitidir.
34. Peki CYN. ACID'ın insan sağlığına zararı yok mudur? Eğer standart değerler aşılmazsa yoktur.
35. O zaman katkılı klor kullanan her havuzun bu CYN. ACID'i kontrol altında tutması gerekir. Doğru mu? Evet, hem de titizlikle. Bu kontrol sırasında CYN. ACID standart değerlerini geçmişse hemen katkısız toz veya sm klor sodyum hipoklorite geçilmelidir.
36. Peki sadece katkısız klor kullansak? O zamanda çok miktarda klor tüketirsiniz. Çünkü katkısız klor da güneşten çok çabuk uçar. Gerek işçilik ve gerekse kimyasal sarf maliyetleriniz artar,
37. Çöktürücü kimyasalı nedir? Niye kullanırız? Çöktürücü; suda filtre tarafından yakalanamayacak kadar küçük parçacıkları çöktürmek maksadıyla kullanılan bir üründür. Bu çöktürme işini haftada 1 kez kendimiz suya bu kimyasalı vererek yaparız ve dibe çöken bu çok küçük tozları dipten süpürürüz. Bunu kullanmanın bir diğer yolu da dozaj pompası ile bu kimyasal suya basmak ve filtrede topak topak edip yakalamaktır. Bu sayede süpürge işi de azalır.
38. Yosun önleyici nedir? Niye kullanırız? Çöktürme işini yapınca çöken bazı tozları süpürge alamaz ise dipte özellikle derzlerde yosun ürer. İşte bu da mantar üremesini beraberinde getirir. Tehlikeli olan yosunun kendisi değil, üzerinde üreten mantardır ve mantar çok çeşitli hastalıklar taşır. Bu sebeple yosun önleyici kullanırız.
39. Toz klorlar Türkiye'de üretilmekte midir? Hayır. Avrupa, Amerika, Çin ve Japonya'da üretilir.
40. Peki birçok marka toz klor var. Onlar? Onların hepsi bu toz klorları yurtdışındaki fabrikalardan alıp paketleyip satarlar. Hiçbirisinin kendi üretimi yoktur.
41. Peki pH düşürücü. Çöktürücü, yosun önleyici? Onlarda benzer şekilde Türkiye' deki büyük fabrikalardan hammadde olarak alınır, etiketlenip satılır.
42. Türkiye' de klor hiç üretilmez mi? Üretilir. Türkiye' de 2 adet sıvı klor sodyum hipoklorit üreten fabrika vardır. (Akdim ve koruma tarım A.Ş.) . Tüm bayiiler bunlardan alır, satar,
43. Havuzda en önemli faktörler nelerdir? İyi bir havuzcu, ters yıkama + durulama + taze su, kimyasal takip, iyi bir arıtma sistemi, kimyasal ürünlerin uygun şekilde ve miktarda kullanımı.
44. Son olarak; doğru bir arıtma ve devir daim sistemi olmayan Havuz suyuna en kaliteli kimyasalları kullansak sonuç alır mıyız? Kesinlikle hayır.
Bülent OTUR ADERANS Tel: (0322) 459 71 88 Fax: (0322) 453 66 70 Bulentotur@aderanshavuz.com
|
| • 5 Yorum • Yorum yaz! • BaÄŸlantı |
1/12/2006 - İstanbul Semt İsimleri Nereden Geliyor? |
Aksaray: Fatih'in sadrazamı İshak Paşa, İç Anadolu Bölgesi'ndeki Aksaray'ı ele geçirdikten sonra orada yaşayan bölge insanlarını bugünkü Aksaray semtinin bulunduğu yere gönderir. Aksaraylılar da semte adlarını verirler.
Ahırkapı: Marmara Denizi'nin kıyısında yer alan yedi ahır kapısından birisi olan bu semte, Padişah atlarının bulunduğu has ahırın yanında yer aldığı için Ahırkapı ismi verildi.
Aşiyan: kuş yuvası
Aşiyan: Günümüzdeki ismini şair Tevfik Fikret'in burada bulunan, Farsça'da kuş yuvası anlamına gelen 'Aşiyan' isimli evinden alıyor.
Bağlarbaşı: Semt, en ünlü bağ ve bahçelerin bir dönem burada yer almasından dolayı bu adla anılıyor.
Bebek: Semtin isminin nereden geldiği konusunda iki rivayet bulunuyor. Bunlardan ilki, Fatih Sultan Mehmet'in bölgeyi koruması için gönderdiği bölükbaşının Bebek lakaplı olması. Diğeri ise padişahın semtteki bahçesinde gezerken yılan görüp korkan şehzadesine bebek demesi ve bundan sonra bahçesinin bebek bahçesi olarak anılması.
Beşiktaş: İlk görüş, semtin ismini Barbaros Hayrettin Paşa'nın gemilerini bağlamak için diktirdiği beş taştan aldığı yönünde. Diğeri ise bir papazın burada yaptığı kiliseye Kudüs'ten getirdiği beşik taşını koyduğu ve ismin buradan geldiği yönünde.
Beyazıt: Sultan II. Beyazıt'ın buraya kendi ismiyle anılacak bir külliye yaptırmasından sonra semt, Beyazıt olarak anılmaya başladı.
Beyoğlu: Semtin isminin nerden geldiği konusunda çeşitli rivayetler bulunuyor. Bunlardan ilkine göre, İslamiyet'i kabul edip burada oturmaya başlayan Pontus Prensinden adını alıyor semt. Diğerine göreyse, 'Bey Oğlu' diye anılan Venedik Prensinin burada oturmasından geliyor semtin adı. Son bir rivayet de, burada oturan Venedik elçisine, yazışmalarda, "Beyoğlu" diye hitap edilmesinden semtin bu adla anıldığını söylüyor.
Bakırköy: Bizanslıların 'Makri Hori' dedikleri semt, 14. yüzyılda Osmanlıların eline geçince 'Makriköy' adını aldı. 1925'te ulusal sınırlar içindeki yabancı kökenli adların değiştirilmesi sırasında Atatürk'ün isteğiyle semt Bakırköy adını aldı.
Bostancı: Semt, adını eskiden her türlü meyve ve sebzenin yetiştirildiği bostanlardan biri olmasından alıyor.
Depremde çatlayan kapı
Çatladıkapı: Bizans zamanında yapılan surların Sidera adı bir verilen kapısı, 1532 tarihinde meydana gelen depremde çatlayınca, hem semt hem de kapı Çatladıkapı olarak anılmaya başladı.
Çemberlitaş: Bizans'ın en önemli meydanlarından Constantinus Forumu'nun bulunduğu yerdeki büyük sütunlardan birisi olan Çemberlitaş, semte adını verdi.
Çengelköy: Eskiden gemi çapaları bu köyde yapıldığı için isminin buradan geldiği tahmin ediliyor.
Çıksalın: Güzel manzaralı, geniş bir çevreye hakim olan bölgeye, halk arasında "çık, salın" denilmeye başlandı.
Eminönü: Osmanlı döneminde çarşıdaki esnafı denetleme yetkisi 'Emin'lere aitti. Semt, adını burada bulunan 'Gümrük Eminliği'nden alıyor.
Feriköy: Semt adını Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz dönemlerinde yaşayan Madam Feri'den alıyor. Bölgede bulunan geniş topraklar padişah tarafından Madam Feri'nin eşine bağışlanmıştı. Ama eşi ölünce semt onun ismiyle anılmaya başlandı.
Galata: Gala, Rumca da "süt" anlamına geliyor. Bir rivayete göre Galata'nın adı semtteki süthanelere gönderme yapılarak türetildi. Başka bir görüşe göre ise İtalyanca 'denize inen yol' anlamına gelen 'galata' kelimesi düşünülerek bu isim verildi.
Horhor: Fatih'te bulunan semt, adını Horhor çeşmesinden alıyor. Rivayete göre Fatih Sultan Mehmet bölge civarında yürürken yerin altından su sesleri duyar ve yanındakilere, "Buraya bir çeşme yapın baksanıza 'hor hor' su sesleri geliyor" der ve buraya bir çeşme yapılır. Çeşme de semt de Horhor ismiyle anılmaya başlar. Okmeydanı: Fetih Ordusu kuşatmanın bir kısmını burada kurulan karargâhta geçirmiş. Semtin ismi de böylelikle Okmeydanı olarak kalmış.
Şişli: Şiş yapımıyla uğraşan ve Şişçiler diye anılan bir ailenin burada bir konağı olduğu ve 'Şişçilerin Konağı'nın zamanla değişikliğe uğrayarak 'Şişlilerin Konağı' hâline gelmesiyle semtin adının Şişli olarak kaldığı anlatılıyor.
Şaşkınbakkal: Henüz yerleşimin olmadığı dönemlerde yaz günleri denizden yararlanmak için bölgeye gelenlere bir bakkal dükkanı açıldığını görenler, burada iş yapılmayacağını düşünerek bakkala "şaşkın bakkal" yakıştırması yaptılar. Bundan sonra da semt Şaşkınbakkal olarak anılmaya başlandı.
Sütlüce: Bugün Sütlüce semtinin olduğu yerde Süt Menbat isimli bir Rum köyü vardı. Köyün bir köşesindeki bakır bir kadın heykelinin memelerinden su akar; bu suyun, kadınların sütünü çoğalttığına inanılırdı. Bundan dolayı semt, Sütlüce olarak anılır oldu.
Tahtakale: Sözlük anlamı 'kale altı' olan Taht-el-kale'nin bozulmasıyla Tahtakale'ye dönüşen semtin, Mercan ya da Beyazıt dolaylarındaki eski sur benzeri yapının aşağı kotunda yer aldığı için bu ismi aldığı tahmin ediliyor.
Taksim: Osmanlı zamanında sucuların; suyu, halka taksim ettikleri yer, Taksim olarak anılmaya başlandı.
Teşvikiye: Sultan Abdülmecit'in bir mahalle kurulması için teşvikte bulunduğu semtin adı Teşvikiye olarak kaldı. Bu durumu, Harbiye Karakolu ile Rumeli ve Valikonağı Caddelerinin kesiştiği kavşakta bulunan iki taş belgeleliyor.
Unkapanı: Bazı satış yerlerinde Arapça'da 'Kabban' adını taşıyan büyük ******ler bulunduğundan, buraları Kapan adını taşırdı. Sahiline buğday ve arpa yüklü gemiler demirlediğinden, semt bu adı aldı.
Üsküdar: Bizans devrinde, Skutari denilen asker kışlaları, şehrin bu yakasında yer aldığı için semt Skutarion diye anılıyordu. Bu isim zamanla Üsküdar'a dönüştü.
Veliefendi: Hipodrom bir zamanlar Şeyhülislam Veli Efendi'nin sahibi olduğu topraklar üzerinde kurulduğundan semtin adı Veli Efendi'yle anılıyor.
9 dilde İstanbul
İstanbul'un pek çok dilde çok farklı isimleri bulunuyor. Grekçe: Vizantion Latince: Bizantium, Antoninya, Alma Roma, Nova Roma Rumca: Konstantinopolis, İstinpolin, Megali Polis, Kalipolis Slavca: Çargrad, Konstantingrad Vikingce: Miklagord Ermenice: Vizant, Stimbol, Esdambol, Eskomboli Arapça: Bizantiya, el-Mahsura, Kustantina el-uzma Selçuklular zamanında: Konstantiniyye, Mahrusa-i Konstantiniyye, Stambul Osmanlıca'da: Dersaadet, Deraliyye, Mahrusa-i Saltanat, İstanbul, İslambol, Darü's-saltanat-ı Aliyye, Asitane-i Aliyye, Darü'l-Hilafetü'l Aliye, Payitaht-ı Saltanat, Dergah-ı Mualla, Südde-i Saadet
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • BaÄŸlantı |
21/11/2006 - Atatürkün En Sevdiği Hikayelerdenmiş |
Atatürk'ün En sevdiği hikayelerdenmiş. Arada kendi anlatır, arada baskasna anlattırır, hep gülermiş. (F. R. ATAY)
Yeşilaycı bir profesör bir konferans veriyor. Bir ara dinleyicilere sormus:
"Bir eşegin önüne iki kova koysanız. Biri su dolu, biri rakı. Hangisini içer?"
Cevabı kendi veriyor: "Tabii suyu."
Gene bitirmiyor soruyor: "Neden?"
Arkadan bir bekri söz alıyor. Yüksek sesle cevaplıyor.
"EÅŸekliÄŸinden."
Atatürk bu cevaba bayılıyor. Gülüyor, gülüyor.
Bir akşam Orman çiftliğinde yanında erkanı, açık havada oturuyorlar.
Rakılarını yudumluyorlar. Biraz ilerde 15-16 yaşlarında bir çiftçi çocuk çalışıyor. Atatürk el edip, çağırıyor. Soruyor:
"Söyle çocuk: Bir eşegin önüne iki kova koysan. Biri rakı dolu, biri su. Hangisini icer?"
Anadolu tosunu yutkunuyor. Bakıyor. Gazi Paşa Hazretlerinin ve yanındaki muhterem zevatın önünde rakı kadehleri. Devletin en büyükleri...Esas vaziyetine geçiyor:
"Rakıyı kumandanım!"
Atatürk kahkahayı basıyor. Herkes şaşkın. Ata onlara dönüyor. Muzip:
"Aman beyler! Neden diye sormayın!"
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • BaÄŸlantı |
21/11/2006 - 2001 yılının en garip olaylaRI |
NevÅŸehir'de dövüş horozlarını kaçırıp yediler. (8 Ocak) • NuriÅŸ, Alaattin Çakıcı'ya "Sanal Pokemon" dedi. (2 Åžubat)
• ABD'li din bilimci Michael Sanders, "Adem ile Havva Laz" dedi. (4 Åžubat)
• Cavit ÇaÄŸlar oÄŸlunun "Bizde para bitmez" lafını yalanladı: Sadece 150 milyon dolar kefen param var! (11 Åžubat)
• Zekeriya Beyaz, "Kurban bayramında tavuk kesilsin" dedi. (28 Åžubat)
• Erzurum'da bir zengin, sevgilisi için 22 ayar altından ayakkabı yaptırdı. (5 Mart)
• Rizeliler, zaten Rizeli olan YaÅŸar Okuyan'ı fahri hemÅŸeri ilan ettiler! (17 Mart)
• İstanbul BüyükÅŸehir Belediyesi'nin 2008 Olimpiyatları için bastırdığı afiÅŸlerde 4 halka vardı. Çünkü beÅŸinci halka afiÅŸle aynı renkti ve görünmüyordu! (19 Mart)
• 2002 Dünya Kupası elemelerinde Avusturya, Tongo'yu 22 - 0 yendi. TV’ler golleri hızlı çekimle verdi. (10 Nisan)
• Antalya'da bir adam kopan kulak memesini tutkalla yapıştırdı. (16 Ekim)
• UÅŸak'ın EÅŸme köylüleri UFO gördüler ve gördükleri uzaylıyı taÅŸla kovaladılar!
• Göz ameliyatı olan adam faturayı görür görmez hastaneden kaçtı. (7 Haziran)
• NevÅŸehir'de kahvede okey oynayanların üzerine inek düştü; bir okeycinin ayağı kırıldı. (10 Temmuz)
• Fatih Terim, Swissotel'de 'Liderlik Konferansı' verirken Milan'daki görevinden azledildi! (5 Kasım)
• Köpekler üzerinde tıbbi deneyler yapan hademe Sabri Düz'ün meyve bıçağıyla koyunları da incelediÄŸi ortaya çıktı. Düz, 'kısmı oksijen patlaması' teorisini araÅŸtırdığını söyledi. (4 Aralık)
__________________
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • BaÄŸlantı |
20/11/2006 - :))) |
1. Exxon'a ait bir petrol tankeri Kanada aciklarinda battiktan sonra, iki tane deniz ayisi 80.000 dolar harcanarak temizlenmis ve buyuk bir torenle denize birakilmislar. Tam 2 dakika sonra herkesin gozleri onunde bir mavi balina deniz ayilarini yemis.
2. New York'ta yasayan bir psikoloji ogrencisi kiz bos odasini bir marangoza kiralar. Amaci onunla konusup, adamin davranislarini incelemek. Ama iki hafta sonra marangoz kizi bir balta ile parcalar.
3. Bonn'da iki gosterici, domuzlarin kesimevi'ne barbarca goturulup orada kesilmelerini protesto ederken, domuzlarin bulundugu yerin kapilari kirilir ve 2000 domuz kacisirken, iki gostericiyi ezerek oldururler.
4. Amerika'da kadinin biri evine gelir ve kocasini mutfakta titrerken gorur. Belinden su-kaynatici'ya dogru bir kablo gitmektedir. Kadin hemen kalin bir tahta parcasi bulur ve adamin koluna vurarak onu elektrik sokundan ayirmaya calisir. Adamin kolu iki yerinden kirilir. Sonradan anlasilirki, kocasi orada mutlu bir sekilde wallkman dinliyordur.
5. Irakli bir terorist postaya bombali-mektup verir. Posta ucreti eksik odendigi icin mektup kendisine geri postalanir. Herseyi unutan terorist mektubu acinca parcalanarak olur.
|
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • BaÄŸlantı |
|
Hakkımda
• EÄŸer hiçbir ÅŸeyin deÄŸiÅŸmeyeceÄŸini düşünüyorsam , ben bir alığım .EÄŸer düşünmek istemiyorsam bir korkak…ve eÄŸer hiçbir ÅŸeyin deÄŸiÅŸmemesinin benim çıkarıma olacağını düşünüyorsam alçak
1968 baharı Paris duvarlarına yazılan yazı
Kategoriler
Arkadaşlarım
• aishassecretgarden
|